Program Kurmadan Önce Cevaplanması Gereken Üç Soru
Her eylül ayında masama aynı istek gelir: "Hocam bir program yapar mısınız?" Yirmi yıllık deneyimimin bana öğrettiği şu ki, hazır bir çizelge vermek işin en kolay ve en faydasız kısmıdır. İşe yarayan bir ortaokul matematik çalışma programı öğrencinin bugünkü durumundan doğar; internetten indirilen bir tablodan değil.
Bu yüzden program yazmadan önce üç soruyu cevaplarım. Birincisi: öğrenci günde gerçekten kaç dakika boş? Okul, servis, kurs ve uyku çıkarıldıktan sonra kalan süre çoğu ailenin sandığından azdır. İkincisi: eksik nerede, konu bilgisinde mi işlem hızında mı? Üçüncüsü: hangi saatte kafası daha açık, akşam mı sabah mı?
Bu üç cevabı almadan yazılan program ilk hafta sonunda çöker. Çünkü gerçekte olmayan bir zamanı doldurmaya çalışır, olmayan bir eksiği tedavi eder ve öğrencinin en yorgun olduğu saate matematik koyar. Ders saatlerinin nasıl planlandığını ve birebir çalışma şartlarımı soran velilere de ilk söylediğim budur: önce ölçeriz, sonra plan yaparız.
Bir noktayı da baştan netleştireyim. Program, çocuğu masaya bağlamak için değil, kafasındaki dağınıklığı bitirmek içindir. "Bugün ne çalışacağım" sorusunu her akşam yeniden sormak zorunda kalan öğrenci, enerjisinin bir bölümünü daha başlamadan harcar.
Ortaokul Matematik Çalışma Programı Neye Göre Kurulur
Kurduğum düzenin iskeleti üç sütundan oluşur: günlük tekrar, günün konusu, hata bakımı. Bu üçlü beşinci sınıfta da sekizinci sınıfta da aynıdır; değişen tek şey her sütuna ayrılan süredir. Beşte toplam yirmi dakika yeterken sekizde bu süre bir saati bulur.
Günlük tekrar sütunu en çok atlanan ve en çok işe yarayan bölümdür. Dün işlenen konuya bugün on dakika dokunmak, aynı konuya hafta sonu bir saat ayırmaktan daha kalıcıdır; çünkü unutma en hızlı ilk yirmi dört saatte olur. Bu sütunu koruyan öğrencide konu birikmesi yaşanmaz.
Günün konusu sütununda soru sayısı değil soru çeşidi önemlidir. Aynı kalıptan yirmi soru çözen öğrenci kendini hazır sanır, sınavda kalıp değişince tıkanır. Bunun yerine beş kolay, beş orta ve üç zor sorudan oluşan bir dağılım kurdururum. Çözülemeyen zor sorular kayıp değildir; bir sonraki ders saatinin konusudur.
Hata bakımı sütunu ise günün son on dakikasıdır ve tartışmaya kapalıdır. Yanlış yapılan bir soruya aynı gün dönmek, bir hafta sonra dönmekten kat kat verimlidir. Taze hafızada öğrenci hatayı neden yaptığını hatırlar; zaman geçince yalnızca yanlış olduğunu bilir, sebebini bilmez.
Hafta İçi Kırk Dakikanın İçi
Ortaokul öğrencisi için hafta içi hedefim kırk ile kırk beş dakika arasıdır. Bu süre kısa gelebilir ama her gün korunduğunda ayda on beş saat eder ve düzensiz çalışılan bir hafta sonunun toplamından fazladır.
Bu kırk dakikayı bölerken kronometre kullandırıyorum. On dakika tekrar, yirmi beş dakika yeni konu, beş ila on dakika hata bakımı. Kronometrenin görevi baskı kurmak değil, bitişi görünür kılmaktır. Sonu belli olan çalışmaya oturmak, "bu akşam matematik var" belirsizliğiyle oturmaktan çok daha kolaydır.
Telefon konusunda tek kuralım var: masada değil, odada da değil. Bildirim sesi duyulmayacak bir yerde. Çalışma süresinin kısalığı zaten telefonsuz geçmeyi mümkün kılıyor; kırk dakika için verilen bu taviz, iki saatlik dağınık bir çalışmadan daha çok iş görüyor.
Süreyi kısa tutmamın bir sebebi daha var: tamamlanabilir olması. Kırk dakikalık bir hedefi öğrenci hemen her gün tutturabiliyor ve her tutturduğu gün kendine olan güveni artıyor. İki saatlik bir hedefi ise haftada iki gün tutturuyor, kalan günlerde başarısızlık hissiyle masadan kalkıyor. Tutturulamayan program, hiç program olmamasından daha zararlıdır; çünkü çocuğa "ben yapamıyorum" cümlesini her akşam tekrarlatıyor.
Bir de "boş gün" bırakıyorum. Haftada bir gün matematik yok. Bunu bir ödül olarak değil, programın parçası olarak yazıyorum; çünkü boşluğu planlanmamış program, ilk aksadığı gün tamamen terk ediliyor. Planlı boşluk, programı kırılgan olmaktan çıkarıyor.
Sınıf Sınıf Ağırlık: Beşten Sekize
Programın içeriği her sınıfta farklı doldurulur. Beşinci sınıfta öncelik hız değil alışkanlıktır. Yeni okula, yeni düzene geçen bir çocuktan verim beklemek yerine, her gün aynı saatte masaya oturma alışkanlığını kurmaya çalışırım. Bu yılın kazancı konu değil, ritimdir. Bu geçiş yılını ayrıntılı anlattığım beşinci sınıf veli rehberine de bakabilirsiniz.
Altıncı sınıfta soyutlama başlar; kesirler, tam sayılar ve oran kavramı devreye girer. Burada programa "tanım yazma" adımını eklerim. Öğrenci yeni konunun tanımını kendi cümlesiyle yarım sayfaya yazmadan soruya geçmez. Bu tek adım, ezberle ilerleyip yıl ortasında duvara toslamayı büyük ölçüde önler.
Yedinci sınıfta ağırlık cebirsel ifadeler ve orantıya kayar. Bu iki başlık sekizinci sınıfın temelidir, o yüzden programda kendilerine ayrı bir gün açarım. Sekizinci sınıfta ise düzen ikiye bölünür: okul konuları ve sınav tekrarı. Bu yılın yaz dönemi için ayrı bir plan gerekir ve onu sekizinci sınıf yaz tatili çalışma programında anlattım.
Sınav Haftalarında Program Nasıl Değişir
Sınav haftasında düzeni bozmak yerine ağırlığını kaydırıyorum. Yeni konu sütununu geçici olarak kapatıyor, o süreyi sınav kapsamındaki konuların karışık sorularına aktarıyorum. Böylece toplam süre değişmiyor, yalnızca içeriği değişiyor ve alışkanlık kırılmıyor.
Sınavdan bir gün önce ise yeni soru çözdürmüyorum. O akşam yalnızca hata defterine ve daha önce yanlış yapılmış sorulara bakılır. Sınav gecesi yeni bir konuya girmek, bilinen konuları da bulandırıyor ve kaygıyı yükseltiyor. Bu kural ortaokulun dört sınıfında da geçerli.
Sınavdan sonraki gün de programın parçasıdır. Sonuç gelmeden, sınav kâğıdındaki yanlışlar tazeyken üzerinden geçilir. Bu on beş dakikalık iş, bir sonraki sınavın en iyi hazırlığıdır ve neredeyse hiçbir öğrenci kendiliğinden yapmaz.
Sınıflar arası bu farkı gözetmeyen tek tip çizelgeler bu yüzden tutmuyor. Beşinci sınıfa sekizinci sınıfın temposunu vermek çocuğu yorar, sekizinci sınıfa beşinci sınıfın temposunu vermek ise zaman kaybettirir.
Hafta Sonu Telafi Günü Değildir
Velilerin en sık düştüğü tuzak, hafta içi aksayan işi hafta sonuna yığmak. Bu yöntem hem işe yaramıyor hem de çocuğun hafta sonuna bakışını bozuyor. Benim düzenimde cumartesi bir saatlik karışık soru çalışması var, pazar ise tamamen boş.
Cumartesinin karışık olması şart. Okul sınavları konuyu tek tek sorar, ileride girilecek sınavlar ise hepsini karıştırarak sorar. Hangi konudan geldiğini bilmediği bir soruyla erken tanışan öğrenci, sınav gününde şaşırmaz. Bu çalışmayı o hafta işlenen konularla sınırlamıyorum; geçmiş haftalardan da soru karıştırıyorum.
Pazar gününü boş bırakmam bilinçli. Dinlenmeyen çocukta pazartesi verimi düşüyor ve hafta baştan aksıyor. Ayrıca bir günün tamamen kendisine ait olduğunu bilmek, hafta içi düzenine uyma isteğini artırıyor. Motivasyonun nasıl korunacağı konusunda yazdıklarımı motivasyon yazımda bulabilirsiniz.
Cumartesi çalışmasının bir faydası daha var: haftanın hangi konusunun gerçekten oturduğunu gösteriyor. Hafta içi konuyu anlamış görünen öğrenci, aradan üç gün geçtikten sonra aynı soruyu çözemiyorsa öğrenme tamamlanmamış demektir. Bir ortaokul matematik çalışma programı bu geri bildirimi vermiyorsa, aslında bir çizelgeden ibarettir.
Sınav haftaları elbette istisna. O haftalarda pazar da kullanılır, ama bu geçicidir ve programın kalıcı hâli değildir. İstisnayı kural hâline getiren aileler, birkaç ay içinde çocuğun tamamen direnç gösterdiği bir düzenle baş başa kalıyor.
Ortaokul Matematik Çalışma Programı Nasıl Takip Edilir
Yazılan program takip edilmiyorsa kâğıt parçasıdır. Ancak takip, velinin her akşam kontrol etmesi anlamına gelmiyor; öğrencinin kendi kendini görebilmesi anlamına geliyor. Bunun için buzdolabına ya da masanın üstüne asılan basit bir çizelge kullandırıyorum.
Çizelgede gün adları ve üç kutucuk var: tekrar, konu, hata bakımı. Yapılan kutucuk işaretleniyor, yapılmayan boş kalıyor. Hafta sonunda boş kutucuklara bakıp "neden" sorusunu soruyoruz. Cevap çoğu zaman tembellik değil; o gün gerçekten vakit olmamış oluyor ve program o güne göre yeniden ayarlanıyor.
Veliye düşen iş burada sonucu değil süreci sormaktır. "Kaç soru çözdün" yerine "bugün hangi konuyu anladın" diye soran velinin çocuğu, anlamadığı yeri saklamaz. Not üzerinden konuşulan evlerde çocuk kötü notu gizlemeyi öğrenir; süreç üzerinden konuşulan evlerde eksiğini söylemeyi öğrenir.
Çizelgeyi çocuğun kendisinin işaretlemesi de önemli. Veli işaretlediğinde bu bir denetim aracına dönüşüyor, çocuk işaretlediğinde ise kendi ilerlemesini gördüğü bir aynaya. Takibin sahibi öğrenci olmalı, veli yalnızca hafta sonunda birlikte bakan kişi. Bu ayrımı kuran ailelerde ortaokul matematik çalışma programı çok daha uzun ömürlü oluyor.
İki haftada bir de programı gözden geçiriyorum. Değişmeyen program yoktur; sınav takvimi, okul yoğunluğu ve öğrencinin ilerleyişi değiştikçe düzen de değişir. Katı bir çizelgeye sadık kalmak yerine, iki haftada bir ayarlanan esnek bir düzen çok daha uzun ömürlü oluyor.
Programın Bozulduğu Yerler ve Tamiri
Her programda üç kırılma noktası görüyorum. Birincisi ilk sınav sonrası. Beklenen not gelmeyince çocuk "demek ki olmuyor" diyerek düzeni bırakıyor. Oysa iki haftalık bir düzenin sınav notuna yansımasını beklemek gerçekçi değil; bu bekleyişi baştan konuşmak gerekiyor.
İkincisi ara tatiller. Tatilde tamamen duran öğrenci, dönüşte iki hafta kaybediyor. Ben tatillerde programı durdurmuyorum ama üçte birine indiriyorum; günde on beş dakikalık bir tekrar, dönüşteki kaybı sıfırlıyor.
Üçüncüsü ve en sinsisi, programın fazla iddialı yazılmış olması. Günde iki saat matematik yazan bir çizelge ilk hafta heyecanla uygulanır, ikinci hafta yarısı yapılır, üçüncü hafta terk edilir. Az yazıp tutturmak, çok yazıp yarıda bırakmaktan her zaman iyidir. Bu yüzden ilk programı bilinçli olarak kolay yazıyorum.
Bu üç noktayı geçen bir düzen genelde yıl sonuna kadar yaşıyor. Kırılma anında yapılacak şey programı tamamen değiştirmek değil, o haftaya özel küçük bir ayar yapmak. Düzeni sıfırlamak, kazanılmış alışkanlığı da sıfırlıyor.
Ne Zaman Dışarıdan Destek Gerekir
Düzen kurulmuş, süre korunmuş, hata defteri tutulmuş ama not hâlâ yerinde sayıyorsa mesele çalışma miktarında değil, eksik konu zincirinde demektir. Bu durumda öğrencinin tek başına ilerlemesi zorlaşır; çünkü eksiğin nerede başladığını görmek dışarıdan bir göz ister.
Bende bu değerlendirme kısa bir seviye görüşmesiyle başlar. Hangi konunun hangi alt basamağında kopma olduğunu bulur, programı o basamaktan yeniden kurarız. Çoğu zaman sanılanın aksine sorun o anki konuda değil, iki sınıf öncesinde kalmış bir kavramda çıkar. Birebir çalışmanın nasıl ilerlediğini ortaokul matematik özel ders sayfamda ayrıntılı anlattım.
Şunu da eklemek isterim: iyi kurulmuş bir ortaokul matematik çalışma programı, özel dersin yerini tutmaz ama özel dersin verimini iki katına çıkarır. Programsız gelen öğrenciyle ders saatinin yarısı düzen kurmakla geçer; programlı gelen öğrenciyle o süre doğrudan konuya harcanır.
Bir de şunu sık soruyorlar: kardeşler için aynı program kullanılabilir mi? Kullanılamaz. Yaş ve sınıf farkı bir yana, iki çocuğun dikkat süresi ve eksik haritası da farklıdır. Aynı evde iki ayrı ortaokul matematik çalışma programı yürütmek fazladan iş gibi görünse de, tek çizelgeyi ikisine birden uydurmaya çalışmaktan çok daha az yorucudur.
Yeni döneme başlarken kuracağınız düzenin sade olmasına dikkat edin. Günde kırk dakika, haftada altı gün, üç sütun. Bu kadarı ortaokul boyunca yeter. Konu anlatımlarını izleyerek çalışmayı sevenler için ücretsiz ders videolarımı YouTube kanalımda bulabilirsiniz.
Ortaokul Matematik Sürecini Birlikte Planlayalım
Blog yazısındaki başlıkları öğrenciniz için daha düzenli ve birebir bir çalışma planına dönüştürmek isterseniz iletişime geçebilirsiniz.