Sınava Çocuk Girer, Sürece Aile Girer
Yirmi yıldır sınav öğrencileriyle çalışıyorum ve şunu net söyleyebilirim: LGS hazırlık süreci yalnızca öğrencinin değil, evdeki herkesin sürecidir. Sekizinci sınıfa geçen bir çocuğun ders programı değişir, uyku düzeni değişir, hatta sofradaki konuşmalar bile değişir. Bu değişimi yöneten kişi çoğu zaman öğretmen değil, velidir. O yüzden bu yazıyı doğrudan size, velilere yazıyorum.
Sürecin başında ailelerin kafasındaki sorular hep aynıdır: Dershane mi, birebir destek mi? Kaynak kitap hangisi olmalı? Telefon ne kadar kısıtlanmalı? Bu soruların bir kısmı bütçeyle de ilgilidir; ders desteği planlarken özel ders ücretlerini baştan netleştirmek, yıl ortasında plan değiştirmekten çok daha sağlıklıdır. Kararların çoğu eylül gelmeden verilmeli ki çocuk yıla oturmuş bir düzenle başlasın.
Bu yazıda size sahada gördüklerimi anlatacağım: hangi veli davranışı işe yarıyor, hangisi iyi niyetle yapılıp zarar veriyor. Amacım size hazır reçete vermek değil; kendi çocuğunuza uyan düzeni kurarken elinizde sağlam bir pusula olması.
Yirmi Yılda Velilerde Gördüğüm İki Uç
Bir uçta her şeyi kontrol eden veli var: günlük soru sayısını çizelgeye işleyen, her deneme sonucunu komşu çocuğuyla kıyaslayan, çocuğun odasına saat başı giren veli. Bu yaklaşım ilk haftalarda işe yarar gibi görünür, çünkü çocuk korkuyla çalışır. Ama korkuyla kurulan düzen, ilk kötü denemede çöker. Çocuk sonucu saklamaya, silgiyle net düzeltmeye, en kötüsü de sınavı kendi meselesi olmaktan çıkarıp annesinin babasının meselesi olarak görmeye başlar.
Öbür uçta ise tam serbest bırakan veli var: "Artık büyüdü, kendi sorumluluğu" diyen. Bu da çoğu zaman bir yanılgıdır. On üç yaşındaki bir çocuğun karşısında dünyanın en iyi tasarlanmış dikkat dağıtıcıları duruyor; kısa video, oyun, mesajlaşma. Yetişkinlerin bile zorlandığı bu ortamda çocuğun tek başına düzen kurmasını beklemek haksızlıktır.
İşe yarayan yaklaşım ikisinin ortasında: kuralı birlikte koyan, takibi ise göze sokmadan yapan veli. LGS hazırlık sürecinde velinin görevi kaptanlık değil, liman olmaktır; rotayı çocuk ve öğretmeni çizer, siz fırtınada sığınacak yer olursunuz. Haftalık hedefi pazar akşamı beraber belirlersiniz, hafta içinde başına dikilmezsiniz, hafta sonu sonuca beraber bakarsınız. Çocuk denetlendiğini değil, desteklendiğini hissettiğinde sürecin sahibi olmaya başlar. Benim sınıfımda en çok yol alan öğrenciler, hep bu tür evlerden gelenler oldu.
LGS Hazırlık Sürecinde Deneme Analizi Nasıl Yapılır
Velilerin en sık yaptığı hata, deneme sonucunu tek sayıya indirgemektir: "Kaç net?" Oysa net sayısı sonuçtur, sebep değildir. Asıl bakılması gereken şey, yanlışların hangi konudan geldiğidir. Ben öğrencilerimle her denemeden sonra net grafiği değil kazanım tablosu tutarım: hangi soru hangi konudan, yanlış mı boş mu, yanlışsa sebep ne — bilgi eksiği mi, dikkat mi, süre mi yetmedi?
Size somut bir örnek vereyim. Bir öğrenci üç denemede üst üste çarpanlar ve katlar sorusunda yanlış yapıyorsa, o artık dikkat hatası değildir; temel eksiktir ve konu baştan çalışılmalıdır. Ama yanlışlar her denemede farklı konulardan geliyorsa ve çoğu son on dakikada işaretlenmişse, sorun bilgide değil süre yönetimindedir. İki durumun çalışma reçetesi birbirinden tamamen farklıdır; tek sayıya bakarak ikisini ayırt edemezsiniz.
Boş ile Yanlış Aynı Şey Değildir
Deneme analizinde velilerin gözden kaçırdığı bir ayrım daha var: boş bırakılan soru ile yanlış yapılan soru, aynı kefeye konamaz. Yanlış, çoğu zaman "bildiğini sanma" hâlidir ve tehlikelidir; çünkü öğrenci o konuya bir daha dönmez. Boş ise dürüst bir itiraftır: "Bunu bilmiyorum." LGS hazırlık sürecinde puan kaybettiren asıl kalem, emin olunarak yapılan yanlışlardır; dört yanlışın bir doğruyu götürmediği bu sınavda bile, yanlışın işaret ettiği sahte güven, sonraki denemelerde faturayı büyütür. Çocuğunuzun deneme kâğıdında yanlışlar hep aynı iki üç konuda kümeleniyorsa, o konular "biliyorum sandığım" rafındadır ve en öncelikli çalışma listesi de orasıdır.
Veli olarak sizin bu tabloyu tutmanız gerekmiyor; bunu öğretmen ya da çocuğun kendisi yapmalı. Sizin işiniz doğru soruyu sormak: "Kaç yaptın?" yerine "Bu denemeden ne öğrendin, neyi değiştireceksin?" Bu tek cümlelik değişiklik, evdeki sınav konuşmalarının tonunu bütünüyle değiştirir. Hangi kazanımların sorulduğunu merak eden veliler için 2027 LGS matematik konuları yazımda sınavın konu haritasını ayrıntısıyla anlattım.
Evde Çalışma Düzeni: Saat Değil Sistem
"Günde kaç saat çalışsın hocam?" sorusuna hep aynı cevabı veririm: saat değil, sistem konuşalım. Günde altı saat masa başında oturup iki saat verim alan öğrenci de gördüm, doksan dakikada üç saatlik iş çıkaran öğrenci de. Aradaki fark zekâ değil, düzendir.
İşleyen sistemin üç ayağı var. Birincisi, sabit başlangıç saati: beyin, her gün aynı saatte başlayan işe direnç göstermeyi bırakır. İkincisi, telefonun fiziksel uzaklığı: sessize almak yetmez, cihaz başka odada durmalı; yapılan araştırmalar bir yana, ben bunu sınıfta her gün gözlemliyorum — telefonu görünür yerde duran öğrencinin dikkati beş dakikada bir kopar. Üçüncüsü, bitiş ritüeli: her çalışma bloğunun sonunda çocuk o gün ne yaptığını üç cümleyle not eder; bu küçük alışkanlık, ertesi gün nereden başlayacağını bilmesini sağlar ve "nereden başlasam" kaybını sıfırlar.
Uyku konusunda ise pazarlık yapmayın. Sekizinci sınıf öğrencisi gece on birden önce yatmalı; sınav sabahı değil, bütün yıl boyunca. Uykusuz beyin yeni nesil soruların uzun metinlerini okurken satır atlar, işlem hatası yapar. Geceyi uzatıp sabahı çürüten çalışma düzeni, kâğıt üstünde çok, gerçekte az çalışmaktır.
Kaynak Seçimi: Az Kitap, Çok Analiz
Her eylülde aynı manzarayı görürüm: veli kırtasiyeden sekiz kaynak kitapla döner, çocuk hiçbirini bitiremez ve haziran geldiğinde rafta sekiz yarım kitap durur. LGS hazırlık süreci boyunca kitap sayısı başarıyla doğru orantılı değildir; hatta belli bir sayıdan sonra ters orantılıdır. Benim önerim nettir: seviyeye uygun bir konu anlatımlı kaynak, bir soru bankası ve düzenli deneme aboneliği. Bu üçlü, disiplinle işlendiğinde fazlasıyla yeter.
Kaynak seçerken "en zor sorulu kitap" tuzağına da düşmeyin. Temeli oturmamış öğrenciye zor kaynak almak, yüzme bilmeyen çocuğu derin havuza atmaktır; öğrenci üç sayfa sonra kitabı da dersi de kapatır. Doğru sıralama basittir: önce kazanım testleriyle konu oturur, ardından karışık testlerle pekişir, en son yeni nesil sorularla derinleşir. Bu merdiveni atlaya atlaya çıkan öğrenci değil, basamak basamak çıkan öğrenci haziranda gülümser.
Bir de aylık plan meselesi var. Yıllık dev programlar kâğıt üstünde etkileyicidir ama on üç yaş için soyuttur; çocuk haziranı göremez. Ayı dört haftaya, haftayı konulara bölen kısa planlar hem takip edilebilir hem de her hafta sonunda küçük bir başarı duygusu üretir. LGS hazırlık sürecinde motivasyonu ayakta tutan şey, uzaktaki büyük hedef değil, her hafta işaretlenen küçük kutucuklardır.
Yeni Nesil Sorular Karşısında Velinin Rolü
Bugünkü sınav, bizim kuşağın ezberindeki sınav değil. Sorular artık dört satırlık işlem değil, yarım sayfalık yaşam durumları: su faturasındaki kademeli tarifeyi yorumlamak, bir grafikten iki veriyi birleştirip sonuç çıkarmak, verilen kuralla örüntüyü ileri taşımak. Yani LGS hazırlık süreci artık okuduğunu anlama süreciyle iç içe geçmiş durumda; matematiği güçlü ama okumayı sevmeyen öğrenci bu sınavda tökezliyor.
Burada velinin yapabileceği destek sanıldığından basit: evde okuma kültürünü ayakta tutmak. Sınav kitabı değil; gazete haberi, dergi yazısı, merak ettiği bir konunun uzun anlatımı — ne olursa. Günde yirmi dakika kesintisiz okuyan öğrencinin, uzun soru metnine tahammülü gözle görülür şekilde artar. Bunu defalarca test ettim; okuma alışkanlığı gelen öğrencinin problem çözme hızı, tek formül ezberletmeden yükselir.
Bir de şunu ekleyeyim: çocuğunuz size bir soruyu anlatmaya çalışıyorsa, bilmiyor olsanız bile dinleyin. Bir konuyu başkasına anlatmak, öğrenmenin en güçlü hâlidir. "Ben matematikten anlamam" deyip kestirip atmak, çocuğun elindeki en değerli çalışma aracını elinden almaktır. Anlamasanız da sorun; "Sonra ne yaptın, neden öyle yaptın?" demeniz yeter.
Baskı ile Destek Arasındaki İnce Çizgi
Sınav yılında evin duygusal iklimi, çoğu zaman ders programından daha belirleyicidir. Sürekli sınav konuşulan, her yemekte net sayısı sorgulanan evde çocuğun beyni hiç dinlenmez ve dinlenmeyen beyin öğrenmez. Sınavın adının anılmadığı saatler, o evin çocuğa verebileceği en büyük destektir.
Kıyaslama konusunda da açık konuşayım: "Teyzenin kızı çözüyormuş" cümlesinin motivasyona katkısını yirmi yılda bir kez bile görmedim. Gördüğüm şey hep aynıydı; kıyaslanan çocuk ya içine kapanır ya da öfkelenir, iki durumda da çalışma masasından uzaklaşır. Çocuğun kıyaslanacağı tek kişi, dünkü hâlidir. Geçen ayın denemesinden bu aya üç net artmışsa, kutlanacak şey budur; başkasının çocuğu değil.
Motivasyon düştüğünde ne yapılacağını ayrı bir yazıda uzun uzun anlattım; ilgilenen veliler matematikte motivasyonu koruma yazıma bakabilir. Burada tek cümleyle özetleyeyim: motivasyon nutukla değil, küçük ve görünür ilerlemeyle gelir. Velinin görevi nutuk atmak değil, o küçük ilerlemeyi fark edip dile getirmektir.
LGS Hazırlık Sürecinde Doğru Öğretmenin Yeri
Her öğrencinin birebir desteğe ihtiyacı yoktur; bunu bir özel ders öğretmeni olarak söylüyorum. Okulunda konuyu alan, soru bankasını düzenli çözen, deneme netleri istikrarlı artan öğrenciye dışarıdan müdahale gerekmez. Birebir destek şu üç durumda fark yaratır: temelde eski yıllardan gelen delikler varsa, netler aylardır aynı bantta sıkışmışsa ya da çocuk kalabalık ortamda soru sormaya çekiniyorsa.
Doğru LGS matematik öğretmeni arayan veliye önerim şu: paket satın almadan önce mutlaka bir tanışma dersi isteyin. O derste öğretmenin çocuğa mı yoksa tahtaya mı konuştuğuna bakın. İyi öğretmen ilk derste konu anlatmaz; çocuğun neyi bilip neyi bilmediğinin haritasını çıkarır. Ben her öğrencime ücretsiz bir tanışma dersiyle başlıyorum, çünkü ölçmeden başlayan ders, adresi bilmeden yola çıkmaktır. Birebir çalışmanın nasıl ilerlediğini merak ediyorsanız LGS matematik özel ders sayfamda süreci adım adım anlattım; online LGS matematik özel ders seçeneğiyle bu düzen Türkiye'nin her yerinden kurulabiliyor.
Son söz velilere: bu yıl bir maraton ve maratonda suyu taşıyan kişi kadar, temposunu koruyan koşucu da önemlidir. Siz düzeni kurun, güveni verin; koşuyu çocuğunuz koşacak. Konu anlatımlarımı ve soru çözümlerimi takip etmek isterseniz YouTube kanalıma bekliyorum.
Sıkça Sorulan Sorular
LGS sürecinde her şeyi kontrol eden veli ile tamamen serbest bırakan veli arasındaki denge nasıl kurulur?
Yazıya göre işe yarayan yaklaşım, kuralı çocukla birlikte koyan ama takibi göze sokmadan yapan velidir. Haftalık hedef pazar akşamı beraber belirlenir, hafta içinde çocuğun başına dikilinmez, hafta sonu sonuca birlikte bakılır. Velinin görevi kaptanlık değil liman olmaktır; rotayı çocuk ve öğretmeni çizer.
Deneme sonucuna bakarken "kaç net" sormak yerine ne yapılmalı?
Net sayısı sonuçtur, sebep değildir; asıl bakılması gereken yanlışların hangi konudan geldiğidir. Her denemeden sonra kazanım tablosu tutulmalı: hangi soru hangi konudan, boş mu yanlış mı, sebebi bilgi eksiği mi dikkat mi süre mi. Velinin sorusu ise "Bu denemeden ne öğrendin, neyi değiştireceksin?" olmalı.
Boş bırakılan soru ile yanlış yapılan soru neden aynı kefeye konmaz?
Boş, "bunu bilmiyorum" diyen dürüst bir itiraftır; yanlış ise çoğu zaman "bildiğini sanma" hâlidir ve öğrenci o konuya bir daha dönmediği için tehlikelidir. Yanlışlar hep aynı iki üç konuda kümeleniyorsa, o konular "biliyorum sandığım" rafındadır ve en öncelikli çalışma listesini oluşturur.
Evde işleyen bir çalışma sisteminin üç ayağı nedir?
Birincisi sabit başlangıç saati; beyin her gün aynı saatte başlayan işe direnç göstermeyi bırakır. İkincisi telefonun fiziksel uzaklığı; sessize almak yetmez, cihaz başka odada durmalıdır. Üçüncüsü bitiş ritüeli; çocuk o gün ne yaptığını üç cümleyle not ederek ertesi gün "nereden başlasam" kaybını sıfırlar. Ayrıca sekizinci sınıf öğrencisi gece on birden önce yatmalıdır.
LGS için kaç kaynak kitap alınmalı ve hangi sırayla çalışılmalı?
Yazıda seviyeye uygun bir konu anlatımlı kaynak, bir soru bankası ve düzenli deneme aboneliği öneriliyor; kitap sayısı belli bir noktadan sonra başarıyla ters orantılı hâle geliyor. Sıralama ise önce kazanım testleriyle konuyu oturtmak, sonra karışık testlerle pekiştirmek, en son yeni nesil sorularla derinleşmektir. "En zor sorulu kitap" tuzağından kaçınmak gerekir.
Ortaokul Matematik Sürecini Birlikte Planlayalım
Blog yazısındaki başlıkları öğrenciniz için daha düzenli ve birebir bir çalışma planına dönüştürmek isterseniz iletişime geçebilirsiniz.