Blog Yazısı

Matematik Yazılı Hazırlığı: Velinin Bir Hafta Önceden Yapabilecekleri

Matematik yazılı hazırlığı için bir haftalık düzen: konu envanteri, eksik kapatma günleri, karışık çalışma, yanlış ayrımı ve sınav sonrası okuma. Velinin matematik bilmeden yapabileceği somut adımlar.

Mustafa Hoca 10 dk okuma 14 görüntülenme 12.09.2026
Matematik Yazılı Hazırlığı: Velinin Bir Hafta Önceden Yapabilecekleri

Yazılı haftası evde nereden başlar

Veliler bana çoğunlukla yazılıya üç gün kala yazıyor. Mesajın içeriği hemen hemen aynı oluyor: çocuk masaya oturuyor, kitap açık duruyor, ama bir şey ilerlemiyor. Oysa matematik yazılı hazırlığı kitabın açılmasıyla değil, sınavda nelerin sorulacağının netleşmesiyle başlar. Bu ayrımı kaçıran ev, bir haftayı rastgele soru çözerek geçirir ve sınav sabahı elinde yalnızca yorgunluk kalır.

İlk iş çok basit: çocuğa yazılıda hangi konuların olduğunu sorun. Konu başlıklarını sırayla söyleyebiliyorsa iyi bir yerdesiniz. Söyleyemiyorsa, o hafta çözülecek ilk problem matematik değil, bilgi eksikliğidir. Öğretmen konu listesini derste söylemiştir; defterin son sayfalarında, sınıf panosunda ya da sınıf grubunda mutlaka bir iz vardır. Liste bulunana kadar çözülen her soru rastgeledir.

İkinci iş, o listenin karşısına çocuğun kendi durumunu yazmaktır. Her başlığın yanına üç işaretten biri konur: biliyorum, kısmen biliyorum, hiç bilmiyorum. Bunu çocuğun kendisi işaretler, veli işaretlemez. Kendi değerlendirmesi bazen gerçeği tam yansıtmaz, ama hafta boyunca hangi başlığın yanılttığını görmek de bir kazanımdır. Elinizde, üzerinde çalışılacak somut bir liste olur.

Üçüncü iş takvimdir. Kalan günleri sayın ve kaç akşam olduğunu kâğıda yazın. Beş akşamınız varsa beş akşamlık plan yapılır, yedi akşamlık plan yapılmaz. Ailelerin en sık düştüğü hata, gerçekte var olmayan zamanı hesaba katıp planı daha ilk günden çökertmektir. Düzenli bir çalışma alışkanlığı kurmak isteyenler için ortaokul matematik çalışma programı yazısındaki haftalık iskelet, sınav haftası dışında da işe yarar.

Bir hafta neden yeterli, üç gün neden değil

Matematik katmanlı bir derstir. Bugünkü konu, geçen ayın konusu üstüne oturur. Bu yüzden yazılı öncesi çalışma iki turdan oluşmak zorundadır: birinci turda konular tanınır ve eksikler görünür hâle gelir, ikinci turda yalnız eksik olan yerler kapatılır. Üç günde ancak birinci tur biter; çocuk neyi bilmediğini öğrenir ama düzeltmeye vakti kalmaz. En kötü his de budur: eksiğini sınavdan bir gün önce görmek.

Bir haftalık süre ayrıca uykuyu korur. Son iki gecede beş saat uyuyup sabah sınava giren bir öğrenci, bildiği konuda bile işlem hatası yapar. Yazılı haftasında velinin en güçlü müdahalesi ders anlatmak değil, uyku saatini sabit tutmaktır. Bunu söylemek kolay görünür, uygulaması zordur; çünkü ev, sınav yaklaştıkça geç saatlere doğru kayar.

Üçüncü neden tekrar aralığıdır. Bir konu çalışıldıktan iki gün sonra tekrar edildiğinde çok daha kalıcı olur. Yedi günlük bir düzende her konuya ikinci kez dokunacak yer vardır, üç günlük düzende yoktur. Bu yüzden bir hafta öncesinden başlamak yalnızca daha uzun çalışmak değil, farklı biçimde çalışmaktır. Aralarında bir gün boşluk bırakılmış iki kısa tur, arka arkaya yapılan uzun bir turdan daha iyi sonuç verir.

Bir de şu var: bir hafta, öğretmene soru sormaya yetecek süre demektir. Çocuk anlamadığı yeri perşembe günü fark ederse cuma sorabilir. Pazar akşamı fark ederse soracak kimse kalmaz. Sınav öncesi soru sorma fırsatını korumak, tek başına bir haftanın en büyük getirisidir.

Yedi günün gün gün dağılımı

Aşağıdaki düzen bir öneridir, kutsal bir tablo değildir. Çocuğun okul yükü, kurs saati ya da başka dersin yazılısı varsa günler kaydırılır. Değişmeyecek tek şey sıradır: önce envanter, sonra eksik kapatma, sonra karışık çalışma, en sonda hafif tekrar. Matematik yazılı hazırlığı bu sırayla yürüdüğünde her günün ne işe yaradığı bellidir ve hiçbir akşam boşa gitmez.

Birinci gün envanter günüdür. Konu listesi çıkarılır, işaretleme yapılır, defter ve kitap masaya konur. O akşam soru çözülmez. Yalnız hangi konunun kaç sayfa olduğu, hangi başlığın hiç işlenmediği görülür. Bu akşamın görevi haritayı çıkarmaktır.

İkinci ve üçüncü gün en zorlanılan iki başlığa ayrılır. Kolay konuyla başlamak kısa vadede moral verir, ama zor konu sona kalırsa hiç yapılmaz. Bu iki akşamda çocuk önce konuyu defterden okur, sonra çözülmüş bir örneği kapatarak kendi çözer, ardından benzer beş soruya geçer. Beş soru yeterlidir; yirmi soru çözmek yerine beş soruyu tam anlamak daha iyidir.

Dördüncü gün karışık gündür. Konu adı söylenmeden, farklı başlıklardan seçilmiş sorular karışık sırayla çözülür. Yazılıda sorular konu başlığıyla gelmeyeceği için bu çalışma sınavın kendisine en çok benzeyen çalışmadır. Çocuk burada zorlanırsa üzülmeyin; zaten bulunması gereken şey bulunmuş olur.

Beşinci gün yanlışların günüdür. Dört gün boyunca yapılan yanlışlar tek tek ele alınır. Altıncı gün süreli çalışma yapılır: yazılı kaç dakikaysa o süre kurulur ve o kadar soru o sürede çözülür. Yedinci gün, yani sınavdan bir önceki akşam, yalnızca formüllere ve kendi yanlış notlarına bakılır; yeni konuya girilmez, yeni kitap açılmaz.

Matematik yazılı hazırlığında yedi günün iskeleti neye göre kurulur

Bu yedi günün mantığı tek cümleyle özetlenebilir: bilgi baştan toplanır, eksik ortada kapatılır, sonda yalnızca hatırlatma yapılır. Gün sayısı beşe düşerse envanter ve karışık gün korunur, eksik kapatma günlerinden biri kısaltılır. Gün sayısı üçe düşerse envanter sabah yapılır ve doğrudan en zor iki başlığa geçilir. Sıra bozulduğunda hafta dağılır; süre kısaldığında ise yalnızca içerik daralır.

Matematik yazılı hazırlığı için velinin elindeki üç araç

Velinin matematiği bilmesi gerekmez. Zaten çoğu evde konu, velinin okulda gördüğünden farklı anlatılıyor. Ama velinin elinde, öğretmenin evde kullanamadığı üç araç vardır ve bunların üçü de sınav sonucunu doğrudan etkiler.

Birincisi defterdir. Defteri açıp bakmak için matematik bilmeye gerek yoktur. Tarihler atlanmış mı, ara satırlar yazılmış mı, örnek çözümler yarım mı kalmış, sayfa kenarında çizilmiş şekiller var mı? Boş bırakılmış bir ders günü, o gün anlaşılmamış bir konunun en güvenilir işaretidir. Defter, evdeki tek doğrudan kanıttır.

İkincisi zamandır. Çocuğun ne zaman, nerede ve kaç dakika çalıştığına karar vermek velinin yetkisindedir. Masanın konumu, telefonun odada olup olmaması, çalışma bloğunun yirmi dakika mı kırk dakika mı olacağı — bunların hepsi sonuca etki eder ve hiçbiri matematik bilgisi gerektirmez. Yirmi dakikalık bloklarla başlayıp hafta içinde süreyi uzatmak, doğrudan bir saatlik bloklarla başlamaktan daha sürdürülebilirdir.

Üçüncüsü sorudur. Çocuğa "çalıştın mı" diye sormak bilgi getirmez, "bugün hangi konuyu çalıştın ve hangi soruda takıldın" diye sormak getirir. İkinci soru, evdeki matematik yazılı hazırlığı sürecini ölçülebilir hâle çevirir. Cevap "hiç takılmadım" ise soru seviyesi düşüktür; cevap "hepsinde takıldım" ise konu henüz öğrenilmemiştir. Her iki cevap da işinize yarar. Çocuğunuzun genel olarak zorlandığını düşünüyorsanız çocuğum matematikte zorlanıyor ne yapmalıyım yazısı, sınav haftasının dışındaki resmi anlatıyor.

Öğretmenin soru tarzını okumak

Aynı konu, iki farklı öğretmenin yazılısında iki farklı biçimde sorulur. Biri kısa işlem soruları sorar ve süreyi dar tutar; diğeri üç aşamalı problem verir ve yolun yazılmasına puan ayırır. Evde yapılan matematik yazılı hazırlığı bu farkı dikkate almıyorsa, doğru konu yanlış biçimde çalışılmış olur.

Bu bilginin kaynağı zaten evdedir: bir önceki yazılı kâğıdı. Kâğıdı saklamak, sınav haftasının en ucuz yatırımıdır. Kâğıda bakarken üç şeye dikkat edin. Soru sayısı kaçtı ve süre neydi? Sorular tek işlemli miydi, yoksa birkaç adımdan mı oluşuyordu? Puanlama yalnız sonuca mı verilmişti, yoksa ara adımlara da puan ayrılmış mıydı? Bu üç cevap, çalışmanın biçimini doğrudan belirler.

Ara adımlara puan veren bir öğretmende, çözümü kafadan yapıp yalnız sonucu yazan öğrenci sürekli puan kaybeder. Burada çalışılacak şey konu değil, çözümü yazma alışkanlığıdır. Süreyi dar tutan bir öğretmende ise sorun hız olur; o zaman haftanın altıncı günündeki süreli çalışma diğer günlerden daha önemli hâle gelir. Defterdeki sınıf içi örnekler de aynı ipucunu verir: öğretmen derste hangi tip örneği çözüyorsa yazılıda çoğunlukla onun benzerini sorar.

Çocuğun hangi soru tipinde yavaşladığını ölçmek için karmaşık bir yönteme gerek yok. Dört beş soruluk bir sette her sorunun yanına harcanan dakikayı yazın. İki dakikada biten sorularla sekiz dakika süren soru arasındaki fark, hafta boyunca nereye yükleneceğinizi söyler. Bu ölçüm, evdeki matematik yazılı hazırlığı planını tahminden çıkarıp veriye bağlayan en pratik adımdır.

Yanlış defterini okumayı öğrenmek

Yazılı haftasının en verimli akşamı, yanlışların ayrıştırıldığı akşamdır. Her yanlış aynı değildir ve hepsine aynı çözüm uygulanmaz. Ortaokul düzeyinde yanlışlar üç kümeye ayrılır ve bu ayrımı yapmak için matematik bilmeye gerek yoktur; çocuğa doğru soruyu sormak yeterlidir.

Birinci küme işlem hatalarıdır. Yol doğrudur, kurgu doğrudur, ama bir yerde eksi işareti düşmüştür ya da payda eşitlenirken pay çarpılmamıştır. Çocuk çözümü gösterdiğinde "burada ne yaptın" diye sorduğunuzda doğru cevabı veriyorsa hata işlemdedir. Çözümü, aynı soruyu yavaş ve ara satırları yazarak tekrar çözmektir.

İkinci küme kavram eksikleridir. Burada çocuk soruyu neden o yoldan çözdüğünü anlatamaz. Oranı kurarken hangi büyüklüğün hangisine bölündüğünü, eşitliğin iki tarafına neden aynı işlemin uygulandığını söyleyemiyorsa konuya geri dönmek gerekir. Bu kümedeki soruları tekrar çözmek işe yaramaz, konuyu yeniden görmek gerekir.

Üçüncü küme soru okuma hatalarıdır. Bilgi yerindedir, ama soruda "kaç tanesi" yazarken çocuk "yüzde kaçı" okumuştur. Bu kümedeki yanlışlar sınavda en çok can yakan yanlışlardır, çünkü öğrenci konuyu bildiği hâlde puan kaybeder. Bu durumun ayrıntılı hâli için matematiği anlıyor ama sınavda yapamıyor yazısına bakabilirsiniz. Evdeki çözüm ise yalnızca bir alışkanlıktır: soruda ne istendiğinin altını çizmek.

Kaygılı çocukta ölçü nasıl korunur

Bazı çocuklarda sınav kaygısı, çalışmanın kendisini engelleyecek boyuttadır. Masaya oturur, kalemi eline alır, ilk soruyu okur ve kalkar. Bu tabloda daha çok soru çözdürmek durumu ağırlaştırır; kaygılı bir çocukta matematik yazılı hazırlığı, soru sayısını artırarak değil, işi küçülterek yürür. Yapılması gereken, işi bölerek küçültmektir: bir konu değil, tek bir soru tipi; bir saat değil, yirmi dakika. Küçük ve bitirilebilir bir hedef, bitirilemeyen büyük bir hedeften daha çok güven kazandırır.

Evde söylenen cümleler de bir araçtır. "Bu sınav çok önemli" cümlesi kaygıyı yükseltir ve hiçbir bilgi taşımaz. Yerine geçecek cümle somut olandır: "Bu akşam yalnız kesirlerdeki dört işlemi çalışacağız." Sonuç üzerine değil, o akşam yapılacak iş üzerine konuşulduğunda kaygı düşer. Yazılıdan sonra puanın ne olacağı üzerine kurulan sohbetler, sınav haftasında en az yardımcı olan sohbetlerdir.

Sınavdan önceki gece: yapılacaklar ve yapılmayacaklar

Son gecede yeni konuya başlanmaz, yeni kaynak açılmaz, çözülmemiş zor soru avına çıkılmaz. Yapılacak olan kısa ve sınırlıdır: formüllerin bir kez gözden geçirilmesi, hafta boyunca biriken yanlış notlarına bakılması ve çantanın hazırlanması. Bir de erken yatmak. Son gece öğrenilen konu sınavda çıkmaz; çıksa bile yorgun bir zihin onu kullanamaz. Matematik yazılı hazırlığı son gecede değil, o geceye kadar geçen günlerde yapılmış olur.

Yazılıdan sonraki kırk sekiz saat

Yazılı bittiğinde çoğu evde konu kapanır ve bir sonraki sınava kadar bir şey yapılmaz. Oysa kâğıt geri geldiğinde elinizde, aylarca kullanabileceğiniz bir bilgi vardır. Kâğıdı aldığınızda puana bir kez bakın ve bırakın; asıl bakılacak yer yanlışların hangi kümeye düştüğüdür. Aynı üç kümeyi burada da kullanın: işlem, kavram, soru okuma.

Çıkan tablo bir sonraki sınavın çalışma planını kendiliğinden yazar. Yanlışların çoğu işlemdeyse süre ve dikkat çalışılır, kavramdaysa konuya dönülür, soru okumadaysa alışkanlık kurulur. Bu üç sonucun çalışma biçimi birbirinden tamamen farklıdır ve karıştırıldığında emek boşa gider. Puanın karneye nasıl yansıdığını merak ediyorsanız ortaokul not hesaplama yazısında hesabın tamamı var.

Bir sonraki matematik yazılı hazırlığı döneminde bu notlar başlangıç noktanız olur. İkinci sınavda envanter günü çok daha hızlı geçer, çünkü listenin yanına yazılacak işaretler zaten bellidir. Üçüncü sınavda ise ev, süreci kendiliğinden işletir hâle gelir.

Dışarıdan destek gerçekten ne zaman gerekir

Her yazılı için özel ders gerekmez. Ancak bazı işaretler tekrar ediyorsa evdeki düzen tek başına yetmiyor demektir. Birincisi, aynı konunun üst üste iki sınavda da eksik çıkmasıdır. İkincisi, çocuğun konuyu anlatamamasıdır: doğru cevabı bulduğu hâlde yolu anlatamıyorsa bilgi ezberdedir. Üçüncüsü, çalışma süresinin uzayıp sonucun değişmemesidir; bu, süre değil yöntem sorunudur.

Bu üç işaretten ikisi birden varsa dışarıdan bir göz devreye girmelidir. Birebir çalışmanın buradaki üstünlüğü, eksiğin hangi sınıfta ve hangi konuda başladığını geriye doğru bulabilmesidir; sekizinci sınıftaki bir çarpanlara ayırma sorunu çoğu zaman altıncı sınıftaki bölünebilme kurallarına dayanır. İhtiyaç duyulursa ortaokul matematik özel ders sayfasında bu çalışmanın nasıl yürüdüğünü anlattım.

Son olarak şunu hatırlatayım: iyi kurulmuş bir matematik yazılı hazırlığı, yalnız o sınavın puanını değil, çocuğun derse bakışını değiştirir. Neyi bilmediğini görebilen, yanlışını sınıflandırabilen ve bir hafta içinde toparlanabileceğini deneyimlemiş bir öğrenci, bir sonraki sınava çok daha sakin girer. Velinin işi matematiği öğretmek değil, bu düzeni kurup korumaktır. Konu anlatımlarına ve çözümlü örneklere YouTube kanalımdan ulaşabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Çocuğumun matematik yazılısına bir hafta var ve nereden başlayacağımı bilmiyorum, ilk akşam ne yapmalıyım?
İlk akşam soru çözülmez, harita çıkarılır. Sınavda hangi konuların olduğunu çocuğun kendi ağzından yazdırın; söyleyemiyorsa listeyi defterden, sınıf panosundan ya da sınıf grubundan bulun. Sonra her başlığın yanına çocuk kendi işaretini koysun: biliyorum, kısmen biliyorum, hiç bilmiyorum. Bu liste olmadan çözülen sorular rastgeledir ve haftanın yarısını götürür.
Yazılıya üç gün kaldı, bir haftalık plan artık işe yaramaz mı, kısaltılmış hâli nasıl olur?
Süre kısalınca sıra korunur, içerik daralır. Envanteri akşama bırakmak yerine sabah yapın, ardından doğrudan en çok zorlanılan iki başlığa geçin. Üçüncü akşamı karışık çalışmaya ayırın: konu adı söylenmeden, farklı başlıklardan seçilmiş sorular. Yeni konuya girmek yerine, bilinen konudaki hataları temizlemek üç günde daha çok puan getirir.
Matematiği ben bilmiyorum, konu anlatamadığım hâlde bu sürece nasıl katkı verebilirim?
Konu anlatmak zaten velinin işi değil. Elinizde üç araç var: defter, zaman ve soru. Defteri açıp boş kalan ders günlerini görmek için matematik bilmek gerekmez. Çalışma saatini, yerini ve süresini belirlemek de sizin yetkinizde. Üçüncüsü, akşam sorulacak soruyu değiştirmek: çalıştın mı yerine bugün hangi konuyu çalıştın ve hangi soruda takıldın diye sorun.
Çocuğum çalışıyor ama sınavda hep benzer hataları yapıyor, bu hataları nasıl ayırt edebilirim?
Yanlışlar üç kümeye ayrılır. Çözümü gösterirken ne yaptığını doğru anlatıyor ama sonuç yanlışsa hata işlemdedir; aynı soruyu ara satırları yazarak yavaş çözmek yeterlidir. Neden o yoldan gittiğini anlatamıyorsa kavram eksiği vardır ve konuya dönmek gerekir. Bilgi yerindeyken soruda isteneni yanlış okumuşsa alışkanlık sorunudur; sorulan şeyin altını çizmek çözer.
Sınav yaklaştıkça çocuğum masaya oturmaktan kaçınıyor, kaygıyı artırmadan nasıl çalıştırabilirim?
Kaçınma varken soru sayısını artırmak tabloyu ağırlaştırır. İşi bitirilebilir boyuta küçültün: bir konu değil tek bir soru tipi, bir saat değil yirmi dakika. Evde kurulan cümleyi de değiştirin; bu sınav çok önemli demek kaygıyı yükseltir ve bilgi taşımaz, bu akşam yalnız şu konuyu çalışacağız demek ise yapılacak işi gösterir. Uyku saatini sabit tutmak da doğrudan etkilidir.
Yazılı kâğıdı geldikten sonra çocuğumla konuşurken puanı mı yoksa hataları mı konuşmalıyım?
Puana bir kez bakılır ve bırakılır; asıl bilgi yanlışların dağılımındadır. Kâğıttaki her yanlışı işlem, kavram ve soru okuma diye ayırın. Çoğu işlemdeyse süre ve dikkat çalışılır, kavramdaysa konuya dönülür, soru okumadaysa alışkanlık kurulur. Bu üç sonucun çalışma biçimi birbirinden farklıdır; ayrım yapılmadan başlanan tekrar çoğunlukla boşa gider.
Yazıyı Paylaş
Okuma Süresi
10 dakika

Ortaokul Matematik Sürecini Birlikte Planlayalım

Blog yazısındaki başlıkları öğrenciniz için daha düzenli ve birebir bir çalışma planına dönüştürmek isterseniz iletişime geçebilirsiniz.