Toplantıya Elleri Boş Gitmek En Sık Yapılan Hata
Ortaokulda veli toplantısı kısa sürer. Sınıfın kapısında sıra bekleyen başka veliler vardır, öğretmenin önünde otuz kişilik bir liste durur ve size düşen süre çoğu zaman birkaç dakikadır. O birkaç dakikada ne öğrendiğinizi belirleyen tek şey, hazırlıklı gidip gitmediğinizdir. Yıllardır aynı manzarayı görüyorum: veliler sıradaki yerlerini alır, karşılıklı oturur ve konuşma "nasıl gidiyor hocam" cümlesiyle başlar. Bu cümlenin alabileceği en olası cevap "iyi gidiyor"dur ve o cevapla eve dönen velinin elinde hiçbir bilgi yoktur. Veli toplantısı soruları bu yüzden önemlidir; sorunun kalitesi, alacağınız cevabın kalitesini doğrudan belirler.
Matematik dersi bu konuda diğer derslerden biraz daha zordur, çünkü sorun genelde tek bir yerde değildir. Çocuk beşinci sınıfta kesirlerde takılmıştır, altıncı sınıfta oran konusunda bu eksik büyümüş, yedinci sınıfa gelindiğinde cebirsel ifadelerde kendini göstermiştir. Öğretmen sınıfta bunun izini görür ama veliye anlatacak zamanı yoktur. İyi kurulmuş veli toplantısı soruları, öğretmenin zaten bildiği bu izi birkaç cümleyle sizin de görmenizi sağlar.
Bu yazıda toplantıya nasıl hazırlanılacağını, hangi soruların işe yaradığını, gelen cevabın nasıl okunacağını ve görüşmeden sonra ilk iki haftada ne yapılacağını anlatıyorum. Amacım size ezberlenecek bir liste vermek değil; öğretmenle konuşurken kendi çocuğunuza göre soru kurabilmenizi sağlamak.
Görüşmeden Önceki On Beş Dakika
Toplantıdan bir gün önce çocuğunuzun matematik defterini ve son iki yazılı kâğıdını masaya koyun. Defterin ilk sayfalarına değil, son üç dört sayfasına bakın. Aradığınız şey doğru cevaplar değil, ara satırlardır. Öğrenci işlemi kafadan yapıp yalnızca sonucu yazıyorsa, konu ağırlaştığında bu alışkanlık onu duvara çarpar; sınıfta not tutmuyorsa bunu öğretmene sormak için somut bir gerekçeniz olur.
Ardından yazılı kâğıdına puan olarak değil, hata tipi olarak bakın. Kaybedilen puanın hangi soruda olduğu değil, hangi cinsten olduğu önemlidir. Kurulamayan denklem başka bir eksiktir, kurulup yanlış çözülen denklem bambaşka. Boş bırakılan son iki soru zamanın yetmediğini anlatır, ilk sorudaki işlem hatası ise acele edildiğini. Bu ayrımı yaptıktan sonra üç beş satırlık bir not çıkarın ve telefonunuza yazın.
Son olarak çocuğunuza tek bir soru sorun: "Matematikte şu an en zorlandığın şey ne?" Cevabı ne olursa olsun not edin, çünkü toplantıda öğretmenin söyledikleriyle bu cevabı yan yana koyacaksınız. İkisi örtüşüyorsa yol nettir. Örtüşmüyorsa, mesela çocuk "anlıyorum ama sınavda yapamıyorum" derken öğretmen konu eksiğinden söz ediyorsa, asıl mesele orada saklıdır. Bu ikiliğin nedenlerini anlıyor ama sınavda yapamıyor yazısında ayrıntısıyla ele almıştım.
Bu on beş dakikalık hazırlık, toplantıda konuşacağınız sırayı da belirler. Elinizde üç başlık olsun ve en çok merak ettiğinizi başa koyun, çünkü sıra size geldiğinde konuşma tahmin ettiğinizden erken bitebilir. Sona bıraktığınız soru sorulamadan kalkmak zorunda kalırsanız, o toplantıdan asıl öğrenmek istediğiniz şeyi öğrenemeden çıkmış olursunuz. Veli toplantısı soruları listesini üç maddeyle sınırlamak, kalabalık bir günde en çok işe yarayan sadeleştirmedir.
Veli Toplantısı Soruları Genelden Somuta Doğru Kurulur
İşe yaramayan sorunun ortak özelliği geniş olmasıdır. "Dersleri nasıl?", "Başarılı mı?", "Sizce yapabilir mi?" gibi sorular öğretmeni genel bir cevap vermeye zorlar. Öğretmen kötü niyetli olduğu için değil, sorunun sınırı olmadığı için genel konuşur. Soruyu daraltırsanız cevap da daralır ve size bir şey öğretir.
Daraltmanın en pratik yolu, sorunun içine bir gözlem yerleştirmektir. Elinizde deftere ve yazılı kâğıdına bakarken çıkardığınız notlar var; onları kullanın. "Denklem konusunda ödevleri eskisinden uzun sürüyor, siz sınıfta bunu nasıl görüyorsunuz?" cümlesi, "matematik nasıl gidiyor" cümlesinden çok farklı bir kapı açar. Öğretmen artık aynı olayın iki tarafını karşılaştırabilir.
İkinci ilke, her soruyu tek bir konuya bağlamaktır. Aynı nefeste hem sınav kaygısından hem ödev düzeninden hem de sınıf içi davranıştan söz ederseniz öğretmen hangisine cevap vereceğini seçmek zorunda kalır ve genelde en kolay olanı seçer. Veli toplantısı soruları tek tek, sırayla ve her biri kendi konusunu bitirerek sorulmalıdır.
Veli Toplantısı Soruları İçin Üç Cümlelik Bir Kalıp
Aklınızda tutmanız gereken tek şey şu sıralamadır: durum, gözlem, soru. Önce hangi konudan söz ettiğinizi söylersiniz. Sonra evde ne gördüğünüzü bir cümleyle aktarırsınız. En sonda öğretmenden ne öğrenmek istediğinizi sorarsınız. Bu kalıba oturtulmuş veli toplantısı soruları hem kısadır hem de öğretmene çalışacak somut bir zemin verir.
Kalıbın çalıştığı bir örnek: "Bu dönem oran orantı işleniyor. Evde ödevi yaparken kuralı hatırlıyor ama problemde hangi oranı kuracağını bulamıyor. Sınıfta bu adımda mı takılıyor, yoksa başka bir yerde mi?" Üç cümle, tek konu, net bir soru. Öğretmenin buna verebileceği "iyi gidiyor" cevabı yoktur.
Matematik Öğretmenine Sorulacak Yedi Soru
Aşağıdaki liste ezberlenmek için değil, kendi notunuza uyarlanmak için. Toplantının süresi kısaysa ilk üçünü sorun; onlar en çok bilgi taşıyanlardır. Bunlar bende yıllar içinde en işe yarar bulduğum veli toplantısında sorulacak sorular oldu.
- Kaybettiği puan işlem hatasından mı, kavram eksiğinden mi geliyor? İkisinin çözümü aynı değildir. İşlem hatası düzen ve tempo işidir, kavram eksiği geriye dönüp bir konuyu yeniden kurmayı gerektirir.
- Bu dönem hangi konu belirleyici olacak? Her dönemde bir taşıyıcı konu vardır; orada oluşan boşluk yılın geri kalanını etkiler. Öğretmen bunu programa bakarak söyleyebilir.
- Derste soru sormaktan çekiniyor mu? Anlamadığını söyleyemeyen öğrenci, eksiğini sınav gününe kadar saklar. Bunun cevabı evdeki tutumunuzu da değiştirir.
- Defterine ara satırları yazıyor mu? Sonuca giden yolu yazmayan öğrencinin hatası bulunamaz; ne öğretmen ne siz nerede saptığını görebilirsiniz.
- Ödevleri hangi düzenle yapıyor? Geciktirerek mi, son gün toplu mu, yoksa günü gününe mi? Öğretmenin sınıftan gördüğü tablo evdekiyle çoğu zaman aynı değildir.
- Hangi kaynaktan, günde ne kadar çalışmasını önerirsiniz? Öğretmen sınıfın seviyesini bilir; bu soru elinizdeki kaynağı ve süreyi gerçeğe yaklaştırır.
- Bir sonraki ölçümde neye bakarsam yolun doğru olduğunu anlarım? Bu sorunun cevabı size ölçülebilir bir hedef verir ve toplantıyı boş bir iyi niyet konuşması olmaktan çıkarır.
Bu yedi maddenin ortak özelliği, cevabının eyleme dönüşebilmesidir. "Çalışsın" cevabı bir eylem değildir; "hafta içi iki gün, sadece kesirli işlemlerden on beş soru" bir eylemdir. Veli toplantısı soruları eylem üreten cevaplar almak için kurulur.
Listeyi çocuğunuzun sınıfına göre ağırlıklandırmak gerekir. Beşinci ve altıncı sınıfta en verimli sorular alışkanlıkla ilgili olanlardır: defter düzeni, ödev temposu, derste soru sorabilme. Bu yaşta eksik henüz küçüktür ve düzen kurularak kapanır. Yedinci ve sekizinci sınıfta ise ağırlık kavram tarafına kayar; artık hangi konunun tam oturmadığını, hangi soru tipinde puan kaybedildiğini sormak daha çok kazandırır. Aynı yedi maddeyi sorsanız bile, öne çıkardığınız üç tanesi sınıf düzeyine göre değişmelidir.
Gelen Cevabı Doğru Okumak
Öğretmenden en sık duyulan cevap "dikkatsizlik" olur. Bu kelime bir teşhis değil, bir başlıktır ve altında en az üç ayrı durum saklanır. Öğrenci soruyu eksik okuyor olabilir, işlemi hızlı yapıp kontrol etmiyor olabilir ya da bildiği bir konuda kendine güvendiği için adımları atlıyor olabilir. Cevabı duyduğunuzda ilerleyin: "Hangisinden geliyor sizce, soruyu mu eksik okuyor yoksa kontrol etmeden mi geçiyor?" Bu ek soru, toplantının en değerli otuz saniyesi olabilir.
İkinci sık cevap "potansiyeli var ama çalışmıyor" cümlesidir. Bunu duyduğunuzda cezalandırıcı bir tona geçmek yerine süreyi somutlaştırın: günde kaç dakika, hangi günler, hangi konudan. Çoğu evde çalışma süresi sanıldığından kısadır ve bir ders çalışma programı olmadığı için dağınıktır. Bu konuyu ortaokul matematik çalışma programı yazısında haftalık bir düzen kurarak anlatmıştım.
Üçüncüsü, notların düşmesinin nedeni olarak sınav biçiminin gösterilmesidir. Yazılı puanının nasıl oluştuğunu, katılım ve proje puanının ortalamayı nasıl etkilediğini bilmiyorsanız bu cevabı değerlendiremezsiniz. Karne notunun hangi kalemlerden çıktığını ortaokul not hesaplama yazısında adım adım gösterdim; toplantı öncesi okumak, öğretmenin söylediğini yerine oturtmayı kolaylaştırır.
Cevapları duyduğunuz anda yazın. Kulakta kalan cümle akşama kadar kendi kendine değişir, birkaç gün içinde ise yerini genel bir izlenime bırakır. Öğretmenin kullandığı kelimeleri olduğu gibi not almak, iki ay sonraki görüşmede aynı noktadan devam edebilmenizi sağlar. Not tutan veliyle konuşmak öğretmen için de rahatlatıcıdır; söylediğinin kaybolmayacağını bilir ve daha ayrıntılı konuşur.
Sormaktan Kaçınmanız Gereken Sorular
Bazı sorular kapıyı açmaz, kapatır. Bunların ilki kıyaslamadır: "Sınıfın ortalaması kaç, bizimki nerede?" Öğretmen başka öğrencilerin durumunu paylaşamaz ve soru karşı tarafı savunmaya geçirir. Sınıf içindeki yerinizi merak ediyorsanız bunu "hangi konularda sınıfın gerisinde kalıyor" biçiminde sorun; aynı bilgiyi kimseyi karşılaştırmadan alırsınız.
İkincisi not pazarlığıdır. Puanın yukarı çekilmesini istemek, o toplantıdan sonraki bütün görüşmelerin tonunu bozar. Öğretmenle kurduğunuz ilişki yıl boyunca sürecek; onu tek bir yazılı puanı için harcamayın. Aynı şekilde öğretmenin anlatım biçimini sorgulayan bir giriş de konuşmayı bitirir. Eleştiriniz varsa bunu soru biçiminde değil, ayrı bir görüşmede ve tek konuya bağlı olarak dile getirin.
Üçüncüsü ise çocuğun yanında sorulan sorulardır. Toplantıya öğrenciyi getiriyorsanız, onun hakkında üçüncü şahıs gibi konuşulan bir sohbet kurmayın. Kaygıyla ilgili konuları çocuk masadayken açmak, ertesi gün derse girmesini zorlaştırır. Kaygı ve isteksizlik konularını çocuğum matematikte zorlanıyor yazısında ele aldım; bu başlıkların yeri ayrı ve sakin bir konuşmadır.
Bu üç başlığın ortak noktası, sorunun içeriğinden çok tonuyla ilgili olmasıdır. Aynı merakı iki farklı cümleyle sorabilirsiniz ve biri kapıyı açarken diğeri kapatır. Kendinizi öğretmenin karşısına değil yanına koyan bir dil, sonraki bütün görüşmeleri kolaylaştırır. Veli toplantısı soruları hesap sorma aracı değil, aynı çocuk hakkında iki gözlemi birleştirme aracıdır.
Toplantıdan Sonraki İlk İki Hafta
Toplantı, cevapları not defterinde kalırsa bir işe yaramaz. Eve döndüğünüzde tek bir cümle yazın: öğretmenin işaret ettiği eksik hangisiydi. Sonra o eksiği tek başına ele alan iki haftalık küçük bir plan yapın. İki hafta yeterlidir; daha uzun planlar ortaokul çağında ilk hafta terk edilir.
Planın içeriği sade olmalı. Aynı konudan az sayıda soru, her gün aynı saatte ve mutlaka yazarak. Yanlış çözülen soruları ayrı bir deftere, yanına neden yanlış olduğunu bir cümleyle yazarak biriktirin. İki hafta sonunda bu defterde tekrar eden bir hata tipi göreceksiniz; öğretmenin toplantıda söylediğiyle örtüşüp örtüşmediğini de o zaman anlayacaksınız.
Bazı durumlarda eksik, evde kapanabilecek boyutta olmaz. Önceki sınıflardan taşınan bir kavram boşluğu varsa, çocuk günde bir saat çalışsa bile aynı yerde döner; çünkü sorunun kaynağı bu yılın konusunda değildir. Böyle bir tablo çıktıysa birebir çalışma en hızlı yol olur ve ortaokul matematik özel ders sayfasında bu sürecin nasıl işlediğini, ilk görüşmede neye baktığımı anlatıyorum. Toplantıda aldığınız cevaplar, böyle bir desteğe ihtiyaç olup olmadığını anlamanın en ucuz yoludur; iyi hazırlanmış veli toplantısı soruları çoğu zaman ay ay deneme yanılmadan daha çok bilgi verir.
İki haftanın sonunda küçük bir değerlendirme yapın: aynı konudan beş soru verin ve süre tutun. Ölçtüğünüz şey puan değil, aynı hatanın tekrar edip etmediğidir. Tekrar etmiyorsa yol doğrudur ve plan bir sonraki konuya taşınır; tekrar ediyorsa eksik sandığınız yerde değildir ve öğretmene götüreceğiniz yeni bir gözlem elde etmiş olursunuz. Bir sonraki görüşmenin veli toplantısı soruları böylece kendiliğinden oluşur, oturup düşünmenize gerek kalmaz.
Öğretmenle İletişimi Yıl Boyunca Ayakta Tutmak
Yılda iki kez yapılan toplantılar tek başına yetmez. Her öğretmenin haftalık bir veli görüşme saati vardır ve bu saat çoğu veli tarafından hiç kullanılmaz. Beş dakikalık kısa bir görüşme, dört ay sonra yapılacak uzun bir toplantıdan daha etkilidir; çünkü sorun henüz küçükken masaya gelir.
Görüşmeyi kısa tutmanın yolu, her seferinde tek konu getirmektir. Bir önceki görüşmede konuşulan şeyin ne olduğunu hatırlatın, aradan geçen sürede evde ne değiştiğini söyleyin ve tek bir soru sorun. Öğretmen için de bu düzen kolaydır; kısa, hazırlıklı ve konusu belli bir veliyle konuşmak kimseyi yormaz. Aynı yaklaşım yazılı iletişim için de geçerlidir: birkaç satırlık, tek konulu, cevabı kolay bir not, uzun bir mesajdan daha hızlı karşılık bulur.
Sonuçta bütün mesele şuna dayanıyor: öğretmen çocuğunuzu sınıfta görüyor, siz evde görüyorsunuz ve iki görüntü ancak konuşulduğunda birleşiyor. Veli toplantısı soruları bu birleşmeyi sağlayan araçtır. Hazırlıklı bir veli, aynı sürede iki kat fazla bilgiyle çıkar ve o bilgiyle ne yapacağını bilir. Ortaokul matematik konularının nasıl ilerlediğini ve evde hangi başlığa nasıl yaklaşılacağını merak ediyorsanız, konu anlatımlarını ve çalışma önerilerini matematik videolarımın bulunduğu kanalda da bulabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Çocuğumun matematik öğretmeniyle toplantıda sadece birkaç dakikam olacak, bu kısa sürede en çok neyi sormalıyım?
Öğretmene sorduğumda hep iyi gidiyor cevabı alıyorum, bunun önüne nasıl geçebilirim?
Toplantıya çocuğumu da götürmeli miyim, yoksa yalnız gitmem daha mı doğru olur?
Öğretmen dikkatsizlik dedi ama bu bana bir şey anlatmıyor, bunu nasıl açtırabilirim?
Notları iyi görünüyor ama içimde bir kuşku var, iyi giden bir öğrenci için ne sormak gerekir?
Yılda iki toplantı bana yetmiyor gibi geliyor, öğretmenle arada nasıl iletişim kurabilirim?
Ortaokul Matematik Sürecini Birlikte Planlayalım
Blog yazısındaki başlıkları öğrenciniz için daha düzenli ve birebir bir çalışma planına dönüştürmek isterseniz iletişime geçebilirsiniz.